[M. 0] Beethoven, Op. 2 No. 1, Piyano Sonatı No. 1

Blogu açtığımdan beri geçen dokuz ayın ardından blogun [M] serisi yazılarına başlama vakti geldi. [M] serisine başlangıç projesi olarak seçtiğim besteci tarihin (müzikten anlayan herkesin gözünde) tartışmasız en büyük ve devrimci bestecisi Ludwig van Beethoven. Daha spesifik olarak belirtmem gerekirse, [M] serisinin ilk 32 yazısı Beethoven’ın tüm müziğinin özeti sayılabilecek 32 piyano sonatı üzerine olacak.

Beethoven’dan önce, Beethoven, Beethoven’dan sonra

Beethoven klasik batı müziği tarihinde klasik dönem ve romantik dönem arasında kalmış bir bestecidir. Çoğu kaynak Beethoven’ı klasik dönem bestecisi olarak tanımlasa da Beethoven’ın müziğinin neredeyse hepsini dinlemiş birisi olarak bu tanımlamayı müziğin “soyut içeriği” açısından uygun görmüyorum. Beethoven’ın romantik dönem bestecisi olduğunu iddia etmiyorum. Öte yandan, romantik dönem müziğini klasik dönemden ayıran anlatım gücü, ifade ve duygu derinliği bakımından Beethoven’ın romantik müziğin temellerini atan kişi olduğunu söylemekte bir sakınca görmüyorum. Bu demek değildir ki Beethoven’ın müziği romantik dönem müziği sayılmalı. Beethoven’ın yaptığı “devrimden” sonra, ardından gelen besteciler müziği bir yönde ilerletmiş ve romantik dönem müziği ortaya çıkmış. Beethoven ise, özellikle son döneminde, müziğini biraz daha farklı bir yönde ilerletmiş ve Beethoven ortaya çıkmış! Bana kalırsa, barok dönem, klasik dönem, romantik dönem vs. gereksiz sınıflandırmalar. Müziğin üç dönemi vardır: Beethoven’dan önce, Beethoven, Beethoven’dan sonra!

Eser hakkında bilgiler ve eserin yapısı

Beethoven, 21 yaşında Viyana’ya taşındığında ünlü klasik dönem bestecisi Joseph Franz Haydn‘ın öğrencisi olarak kompozisyon çalışmaya başlamıştır. Bu blog yazısının üzerine yazıldığı Op. 2 No.1 katalog numaralı birinci piyano sonatını ise 1795 yılında 25 yaşındayken yazmıştır. Eser Haydn’a ithaf edilmiştir. Beethoven, bu eseri yazdığı erken döneminde, ortaya koyduğu eserlerin fiziksel yapısı itibariyle bir klasik dönem bestecisi olarak görülebilir. Hocası Haydn’dan öğrendiklerini uyguluyor, müziği Haydn ve Mozart’ın etkisi altında, klasik dönemin normlarından pek dışarı çıkmıyor.

Öte yandan, Beethoven’ın birinci piyano sonatı, erken dönemi eseri olmasına karşın, Haydn’ın müziğinde olmayan bir ateş ve tutkuya sahip. Benzer bir durum ilk yayınlanan eserlerinden bir diğeri olan Op. 1 No.3 katalog numaralı üçüncü piyanolu üçlüsünde de görülebilir. Orta döneminde ortaya çıkacak Beethoven’ın ayak sesleri daha ilk eserlerinden hissedilebiliyor.

Şüphesiz ki bir müzikolog Beethoven’ın ilk dönemindeki fırtınalı müziğini, Mozart ve Haydn’da da görülen, Sturm und Drang yaklaşımı ile açıklamaya çalışacaktır. Hatta az önce bir müzikolog arkadaşım yazının taslağına bakarken bu akımdan bahsetmeyi unutmamamı söyledi. Lakin bu açıklama bana tatmin edici gelmiyor. Haydn efendiyi de Sturm und Drang yaparken iş başında görüyoruz ancak kendisinin eserleri bana Beethoven dinlerken yaşadığım heyecanı yaşatmıyor. Beethoven’ın müziği daha “karizmatik”.

Her neyse, eserin yapısına dönelim. Op. 2 No. 1, tonu fa minör olan ve dört bölümden oluşan bir piyano sonatı. Bölümleri sırasıyla:

  • Allegro (Fa minör)
  • Adagio (Fa majör)
  • Menuetto-Allegretto (Fa minör-Fa majör)
  • Prestissimo (Fa minör)

şeklinde. Eserin birinci bölümü klasik sonat formunda 2/2 zaman işareti ve fa minör tonunda yazılmış bir bölüm. Bölümü ölçü ölçü incelemeyeceğim. Sonat formunun ne olduğunu bilenler şu bağlantıdaki renklendirilmiş analizi inceleyebilirler. Bu bölümle ilgili söylemek istediğim şey, gelişme kısmında ve serimin tekrarının (recapitulation) ikinci yarısının yukarı bahsettiğimiz Haydn’da olmayan “Beethoven damarını” net olarak hissedebileceğiniz.

Eserin ikinci bölümü fa majör tonunda 3/4 zaman işaretiyle yazılmış bir bölüm. Kesinlikle kötü bir bölüm olduğunu düşünmemekle birlikte sonatın tamamı ele alındığında görevinin sadece eserin yavaş bölümü olmak olduğunu düşünüyorum. Eserin üçüncü bölümü Beethoven’ın ana ton fa minöre geri döndüğü bir minüet. Formu A-A’-B-B’-A-A’ şeklinde. Trio kısmında, yani B ve B’ kısmında, eserin tonu fa majöre dönüyor.  A ve A’ kısımlarındaki tematik materyal ve kullanılan dinamikler, Beethoven’ın müziğinde daha sonra çok duyacağımız “köşeli” yapıyı hissedebileceğiniz yerler. Gelelim eserin en önemli bölümü olan son bölüme.

Eserin son bölümü, sonat formunda fa minör tonunda 4/4 zaman işaretiyle yazılmış bir bölüm. Temposu prestissimo, yani tek rakibi Türk Hava Yolları! Yazının başında bahsettiğim ateşli ve tutkulu Beethoven’ın en net hissedildiği bölüm şüphesiz ki eserin bu bölümü. Bölüm, sol elde gelişme kısmına kadar neredeyse durmaksızın devam eden üçlemeler, sağ elde “haşin” akorlar ve inişler içeren bir serime sahip. Gelişme kısmında biraz sakinleşiyor ve dinleyiciye kısa bir süre nefes aldırıyor. Daha sonra, serimin tekrarıyla, fırtınalı Beethoven geri geliyor ve eser sonlanıyor.

Yazıyı sonlandırmadan önce eser hakkında daha profesyonel ve detaylı bir analiz dinlemek isteyen okuyucular için ünlü piyanist Andras Schiff tarafından verilen şu dersin bağlantısını eklemek istiyorum. Eseri notalarıyla dinleyerek incelemek isteyenler için ilgili IMSLP bağlantısı.

Dinlenmesi gereken kayıtlar

Eğer eseri ilk defa dinleyecekseniz, önerdiğim örnek kayıt Sviatoslav Richter, 1976 kaydı olacaktır. Eseri biraz hazmettikten sonra farklı yorumlar görmek için dinleyebileceğiniz aklıma gelen bazı kayıtlar şöyle:

C.N.



“Musik höhere Offenbarung ist als alle Weisheit und Philosophie.” Ludwig van Beethoven

lvbeethoven