[S. 9] Kriptoparalar üzerine bazı görüşler (Bölüm 1)

İşlerim dolayısıyla bloga uzun süredir yazı ekleyemiyordum. Bu sessizliği [S] serisine son zamanlarda geniş halk kitleleri arasında iyice çılgınlık haline dönüşen kriptoparalarla ilgili bir yazı ekleyerek bozmaya karar verdim. Bu blog yazısında kriptoparalarla ilgili bazı gözlem ve fikirlerimi paylaşacağım. Bu gözlem ve fikirleri doğrusal bir hikaye çizgisine oturtmak yerine, yazıyı birbiriyle kısmen ilgili çeşitli soruları cevaplayan bir derleme olarak tasarladım.

Bildiğiniz üzere okumak, hele ki uzun yazıları okumak, insanımızın sahip olduğu bir alışkanlık değil. Bu yüzden tl;dr kitlesi için kriptoparalara ilişkin fikrimi özet geçeyim:

  • Kriptoparaların üzerine kurulduğu blokzincir fikrinin teorik olarak önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Bu fikri muhtemelen ileride (para piyasası da dahil olmak üzere) pek çok yerde kullanacağız.
  • Öte yandan kriptoparaların pratikte ortaya çıkarttığı mevcut marketin bir süre sonra patlayacağını ve çok mağdur yaratacağını düşünüyorum. Bu patlamanın yakın zamanda olmasını beklemiyorum ancak kâhin değilim!
  • Bir miktar Ethereum ve NEO sahibiyim. Zira kriptoparalardaki akıllı kontrat fikrinin ileride önemli olacağını ve bu kriptoparaların fiyatının yükseleceğini düşünüyorum. (Bunu yazı altına “neye yatırım yaptın” diye soracaklar için yazdım.)
  • Hayır, sene sonunda (muhtemelen) Ethereum 20000$, Bitcoin 200000$ olmayacak. Böyle bir şey olması için gerekli şartları yazının ilgili kısmını okuduktan sonra basit bir çarpma işlemi yaparak siz de kolayca bulabilirsiniz.

tl;dr’ci tayfadan kurtulduğumuza göre şimdi yazıya geçebiliriz. Eğer kriptoparalara yatırım yaptıysanız ya da yapmayı planlıyorsanız ilk önce öğrenmeniz gereken bir şey var.

Bitcoin nasıl çalışır?

Kriptoparalar Bitcoin’den ibaret değil. Öte yandan, hepsi Bitcoin’in üzerine tasarlandığı blokzincir fikrinin çeşitlemelerini kullanıyor. Dolayısıyla, kriptoparaların nasıl çalıştığını anlamak için önce Bitcoin’in nasıl çalıştığını anlamalıyız. İnternette bunu anlatmaya teşebbüs eden pek çok kaynak var. Benim bulabildiklerim arasında Türkçe olanların hemen hepsi, yabancı olanlarınsa çoğu çöp kaynaklar. Eğer bilgisayar teknolojilerinden orijinal Bitcoin makalesini okuyacak kadar anlamıyorsanız, Bitcoin’in neden ortaya çıktığını ve çalışma prensibini anlatan, çöp olmadığını düşündüğüm şu 26 dakikalık videoyu izlemenizi önereceğim:

Yazının gerisini bu videoyu izlemeden de okuyabilirsiniz. Ancak Bitcoin’in çalışma mekanizmasını anlamadan yazının “neden yüksek miktarda paraları borsa hesaplarında tutmamalıyız” gibi kısımlarını anlayamazsınız. Bu yüzden, mevzubahis videoyu izlemenizi şiddetle öneriyorum.

Şimdi videoyu izleyenler için öğrendiklerimizi son bir kere özet geçelim: Bitcoin neden ortaya çıktı? Elektronik paralardaki çift-harcama problemini güvenli ve merkezsiz (decentralized) bir şekilde çözebilmek için. Bunu başardı mı? Evet.

Bitcoin’den sonra Bitcoin gibi pek çok kriptopara tasarlandı. Peki var olan bir şeyin orijinal varken tamamen aynı şekilde çalışan bir kopyasını yapmanın anlamı var mı? Yok. Bu yüzden ortaya çıkan diğer kriptoparaların çoğu tutmadı.

Tutanlar hangileri? Bitcoin’in üzerine tasarlandığı fikri geliştirenler, bu fikrin çeşitlemelerini yapanlar. Mesela Litecoin, ki kendisi ilk çıkan alternatif kriptoparalardan biri, Bitcoin’in neredeyse aynısı, ancak para transferleri daha hızlı. Mesela Ethereum hem hızlı, hem de kriptopara işine akıllı kontratları getirdi. Bunun sayesinde, sadece para transferi yapmakla kalmayıp gönderimize “şu kadar para gönderdim ama bu paraların üçte birini 25 gün 37 dakika geçmeden harcayamazsın” ya da “gönderdiğim paranın şu kadarını ancak şu adresteki kişinin şuraya şu kadar miktar ETH göndermesinin ardından kullanabilirsin” gibi kontratlar ekleyebiliyoruz. (Aslında Bitcoin’de de akıllı kontratlar yazılabiliyor. Öte yandan, Bitcoin’de akıllı kontrat yazmak için kullanılan dil Turing-tam bir dil olmadığından sadece basit işler yapılabilen kontratlar yazılabiliyor. Buna karşın, Ethereum’da yazacağınız kontrat hayal gücünüze ve programlama yeteneğinize kalmış.)

Demem odur ki, piyasaya çıkan bir kriptoparanın tutunabilmesi için bir tür yenilik getiriyor olması lazım. Dolayısıyla, kriptoparaların hangisi tutunabilir diye düşünüyorsanız oturup alt yapılarını, getirdikleri yenilikleri ve kullanılmayı hedefleri sektörde nasıl bir ihtiyacı karşılamayı planladıklarını anlamanız lazım.

Bizim arkadaş borsalara girip kriptoparalardan voleyi vurdu, ben de vuracağım. Borsalar güvenli mi?

Eğer Bitcoin’in nasıl çalıştığını anladıysanız, şunu fark etmişsinizdir. Sizin bir kriptoparaya sahip olmanız demek sadece ve sadece devasa bir ajandada sizin açık anahtarınıza (public key) o kriptoparaya sahip olduğunuzun yazılmış olması demek. Yani Can Numan’ın 1 BTC’ye sahip olması demek BTC blokzinciri üzerinde “Can Numan’ın 1 BTC’si var” yazması demek. Sizin birisine cüzdanınızdan para transfer etmeniz demek de açık anahtarınıza karşılık gelen özel anahtarı (private key) kullanarak ajandaya, lafın gelişi, “Can Numan 0.5 BTC’sini John von Neumann’a gönderdi” yazdırmak demek.

Peki tüm bunlar için ne gerekli? Öncelikle bahsedilen ajandaya isminizi yazdırabilmeniz yani bir açık anahtar (ve bu açık anahtara karşılık gelen özel anahtar) gerekli. Bir açık anahtar-özel anahtar ikilisi oluşturmaya da cüzdan oluşturmak deniyor. Mesela şu bir Ether cüzdanı, gördüğünüz karmaşık karakter dizisi de kullanıcının açık anahtarı. (Benim cüzdanım değil, rastgele buldum.) Her kriptopara birimi için cüzdan oluşturmanın pek çok yöntemi var. Konumuz “nasıl cüzdan oluşturulur” olmadığından cüzdan oluşturulmasıyla ilgili detayları atlıyorum.

Diyelim ki cüzdan oluşturdunuz. Peki kriptoparaya nasıl sahip olacaksınız? Halihazırda kriptoparaya sahip birisinin size bir miktar yollaması lazım ya da, eğer madenlenebilir bir kriptoparadan bahsediyorsak, madenci olmanız lazım. Diyelim ki madenci değilsiniz. Bu noktada devreye borsalar giriyor.

Bir borsada hesap açıp borsaya para yatırdıktan sonra marketten kriptopara satın alabilirsiniz. Ancak dikkatli olmanız gereken önemli bir konu var. Borsalarda hesap açıp kriptopara satın aldığınızda, borsa bu kriptoparaları sizin adınıza açtığı cüzdana gönderiyor. Gelgelelim, siz borsa cüzdanının özel anahtarına ve dolayısıyla bu cüzdanın mutlak kontrolüne sahip değilsiniz. Yarın bir gün borsanın sahibi borsa cüzdanlarındaki tüm kriptoparaları kendi cüzdanına aktarıp kaçmaya kalksa ya da bir bilgisayar korsanı borsanın sunucularını hackleyip cüzdanların içini boşaltsa yapabileceğiniz hiçbir şey yok!

Dolayısıyla, eğer borsa üzerinde sürekli al-sat yapmayı planlamıyorsanız ve sadece alım yapıp inzivaya çekilmeyi planlıyorsanız, borsa cüzdanlarında yüklü miktarda para tutmamanızı tavsiye ederim. Kriptoparalarınızı satmaya karar verdiğinizde kendi cüzdanınızdan borsa cüzdanlarına kolayca geri aktarabilirsiniz.

Öte yandan, borsa cüzdanlarından kendi oluşturduğunuz özel cüzdanlara kriptopara transfer etmek çoğunlukla (kriptopara sisteminin kendi işlem ücretine ek olarak) borsanın kendi komisyonlarına tabi olduğundan, borsada al-sat yapacaksanız eliniz mahkum kriptoparaları borsa cüzdanlarında tutacaksınız. Eğer kriptoparanızı borsa cüzdanında tutmayı planlıyorsanız, kesinlikle 2FA‘yı etkinleştirin.

Kısa yoldan zengin olmak isteyen insanların hırslarından faydalanıp insanların dolandıran nedüğü belirsiz borsalara üye olmayın. İsmi duyulmuş da olsa küçük borsalara üye olurken temkinli olun. Bir şey gerçek olabilmek için fazla iyiyse, muhtemelen gerçek değildir. Büyük borsalar çoğunlukla güvenlidir. Gene de borsalara, büyük ya da küçük, çok güvenmeyin. Bir gün onlarca BTC’nizi blokzincirin derinliklerine uçmuş olarak bulabilirsiniz. Bakınız Mt. Gox hadisesi. (Zamanının en büyük Bitcoin borsası Mt. Gox’tan çalınan BTC’lerle ilgili hazırlanmış güzel bir WordPress bloguna şuradan erişebilirsiniz.)

Borsadan kriptopara al-sat işine giriyorsanız, paranızın güvenliği açısından, riskli bir iş yaptığınızın farkında olun. Girdiğiniz borsa sahibinin dolandırıcı olabilme olasılığından borsa sunucularının güvenlik sisteminin zayıflığına, telefonunuza yanlışlıkla indirdiğiniz kötü niyetli bir yazılımdan borsa hesabınıza girerken kullandığınız bilgisayarın virüslü olmasına kadar paranızı geri dönüştürülemez bir şekilde kaybetmenizi sağlayacak pek çok faktör var. USE AT YOUR OWN RISK.

ETH sene sonunda 20000$ olacak diyorlar, sen ne diyorsun?

Yok artık LeBron James diyorum. Neden böyle dediğimi anlamak için kriptoparaların değerinin nereden geldiğini anlamamız lazım. Eğer kriptoparalar insanlar tarafından gerçekten para olarak kullanılsaydı ve günlük hayatın ekonomisine önemli ölçüde dahil olabilseydi, stabil değerlere sahip olabilirlerdi. Ancak durum böyle değil. Diyeceksiniz ki Bitcoin kabul eden bazısı ünlü pek çok internet mağazası var. Hatta Kanada Kentucky Fried Chicken da Bitcoin kabul ediyor. Doğru söylüyorsunuz.

Peki sorarım size, kriptoparalara sahip insanların ne kadarı bunları bir yatırım aracı olarak değil de para birimi olarak görüyor? İşin içerisindeki insanların çoğu kriptoparaları (klasik yatırım araçlarına göre) kısa zamanda yüksek kâr sağlayacak bir yatırım aracı olarak görüyor. Yarın bir gün amazon.com ödeme şekli olarak BTC ya da ETH ya da XRP kabul ederse, o zaman belki işler değişir; insanlar kriptoparaları borsalarda al-sat yapmak yerine günlük harcamaları için kullanmaya başlar. Böyle bir adım atılana kadar, insanların açgözlülüğü de göz önüne alınırsa, insanlar kriptoparalara para birimi olarak değil yatırım aracı olarak bakacaklar.

Bunun sonucunda, kriptoparaların değerini belirleyen tek faktör borsalardaki alım-satım fiyatları. Normal borsalarda hisse senedi alıyorsunuz diyelim. Bu hisse bir şirkete ait. Bu şirket bir üretim yapıyor, kâr ya da zarar elde ediyor. Dolayısıyla sahip olduğunuz hissenin düşmesini ya da yükselmesini etkileyen, spekülasyon dışında, somut bir üretim var. Gelgelelim, kriptoparalar için durum bu değil.

Madencilik faaliyetlerinin masraflarını bir kenara koyarsak, kriptoparaların borsalardaki değerlerinin yükselmesini ve düşmesini etkileyen tek şey talep. Talep artarsa fiyat yükseliyor, talep düşerse fiyat düşüyor. Kriptopara borsası şu an tamamen spekülasyon üzerine kurulu.

Bunun sonucunda, bir kriptoparanın değerini belirleyen şey o kriptoparaya yatırılan toplam para oluyor. Şimdi coinmarketcap.com sitesine girin. Bu site an itibariyle 8165 borsada kriptoparaların toplam hacmini gösteriyor. ETH için bu değer şu an 105 250 320 025$. Peki piyasada toplam kaç ETH dolaşıyor? 97 244 205 ETH. bu sayıları birbirine böldüğümüzde ne elde ediyoruz? 1082.33$ yani 1 ETH’nin borsalardaki ortalama değerini. Farklı borsalardaki ETH/USD değerleri (arbitrajı önlemek için) birbirinden fazla açılamaz. Makas fazla açılsa bile bir süre sonra kendiliğinden kapanacaktır. Yani rastgele seçtiğimiz bir borsada 1 ETH’nin değerinin yaklaşık olarak (ETH market cap)/(ETH sayısı) olduğunu varsayabiliriz.

Peki ETH’nin bir sene içerisinde 20000$ olması için ne lazım? ETH’nin market capinin ~1.94 trilyon$ olması lazım. Şu an tüm kriptoparaların toplam market capi ne kadar? ~550 milyar$. Bu değer büyük Bitcoin çakılmasından önce en fazla ~830 milyar$ görmüştü.

Demek ki neymiş? 1 ETH’nin 20000$ olması için, bir sene içerisinde, kriptoparalara şu an yatırılmış tüm paranın yaklaşık dört katının sadece Ethereum’a yatırılmış olması gerekir. Böyle bir şey olası mı? Uzun vadede, eğer yeterince popülerleşirse ve şirketler yatırım yaparsa, teoride evet. Pratikte, bence, hayır. Sadece karşılaştırma yapabilmeniz açısından söylüyorum. Dünyanın en büyük borsası NYSE’nin toplam market capi ~20 trilyon$. Tüm dünyadaki tüm borsaların toplam marketi capi ise ~70 trilyon$.

Demek ki neymiş? 1 BTC’nin 1 milyon dolar olması, kısa vadede, pek gerçekçi değilmiş. Çünkü böyle olabilmesi için Bitcoin’e toplam ~16 trilyon$ market cap lazım. He canım, sokaktaki insanlar varını yoğunu bu işe yatıracak, normal borsalardaki para babalarını da kriptopara borsalarında BTC’ye yatırım yapmaya ikna ettin, BTC’nin market capi dünyadaki çoğu büyük borsayı sollayarak 16 trilyon$ oldu.

Burada küçük bir not düşmek istiyorum. Market cap, yatırılan paraya eşit değildir. Zira yatırılan para, bir kriptoparanın değerini ufacık oynatsa bile market cap (fiyattaki değişim)*(sirkülasyondaki kriptopara miktarı) kadar artacaktır, ki bu sayı yatırılan paradan çok daha büyük olabilir. Öte yandan, market cap yatırılan paraya eşit değilse bile yatırılan parayla orantılı bir şekilde büyümek zorunda.

Balon ne zaman patlar?

Kriptoparaların şu anki değerleri bir ilüzyon. İnsanların açgözlülüğüne dayanarak şişen bir balon söz konusu. Ne zaman patlayacak? Kriptopara borsaları market caplerinin doğal sınırına ulaştığı zaman, yani insanlar kriptoparalara yatırım yapmayı kestiği zaman. Bu sınıra ulaşıldığında, eğer kriptoparalar gündelik hayatta kullanıma entegre olup o anki değerlerine bir karşılık bulamamış olursa, kriptoparalarının eskisi kadar hızlı değer kazanmadığını gören yatırımcı kafasındaki kriptopara sahipleri kriptoparalarını satmaya başlayacak. Domino etkisiyle tüm kriptoparaların birden yere çakılmasını izleyeceğiz. Bu noktada, fiyatlar düşerken kâr etmek amacıyla dipten toplayanlar olacak, fiyatlar tekrar yükselecek. Ardından bu döngü kendisini tekrarlamaya devam edecek. Nereye kadar? Para yatıran insanların kriptoparaların her çakılmadan sonra eskisinden daha çok yükseleceğine dair inancı kırılana kadar. Bir noktada, bu inanç yıkıldığında, fiyatlar yükselmeyi bırakacak.

Peki tüm bunlar ne zaman olacak? Bilmiyorum. Eğer bilseydim, evi arabayı bu işe gömüp blog yazılarımı Maldiv’lerdeki şahsi adamdaki bambu evimden yazmaya devam ederdim.

İkinci bir olasılık kriptopara piyasasının market cap doğal sınırlarına ulaşmadan patlaması. Daha önce de belirttiğim gibi, kriptopara marketi şu an tamamen spekülasyon üzerine dönüyor. Yakın zamanda gerçekleşmiş bir iki olayı ele alalım. Geçenlerde Güney Koreli bir bakan “kriptoparaları yasaklayacağız” dedi diye ~800 milyar$ market cap’li market bir günde 200 milyar$ kaybetti. Ondan önce coinmarketcap.com sitesi verileri listelerken Güney Kore borsalarını listelemeyi bıraktığı için toplam market cap birden düşünce insanlar panikle satmaya başladı, küçük bir çakılma yaşadık.

Yarın bir gün Kore’nin yaptığını ABD yapsa, Trump çıkıp dese ki “in order to make America great again, Bitcoins are no more” piyasa öyle bir çakılır ki bir daha toplanamaz gibime geliyor. Geçmişte de oldu böyle şeyler diyenler olacaktır. Evet, oldu. Her seferinde de market geri toparlandı. Bunun nedeni insanların kriptoparaların tekrar artacağına dair olan inancıydı; yani ortada bir kendini-gerçekleştiren kehanet var. Eğer gelişmeler bir gün geniş halk kitlelerinin kriptoparalara olan güvenini yok ederse, kendini gerçekleştirecek bir kehanet de kalmayacaktır.

Hikayemizin ana fikri, eğer kriptopara işine giriyorsanız, bilin ki büyük bir kumar oynuyorsunuz. Balonun doğal sınırlarına erişmesi dışında patlamasına sebep olabilecek pek çok faktör var. Devlet kademesinden bir spekülasyon gelmesi market capi çok kısa bir sürede %25 oynatabiliyor. Aslında spekülasyonların etkisini görmek için devlet kademesine çıkmaya bile gerek yok. “IOTA şu firmayla anlaştı, bu firmayla görüştü” diye haber yapılıp insanların gözü boyanarak spekülasyonla MIOTA fiyatı yükseltildi, sonra yere çakıldı. Yükselirken IOTA alanlar satış yapabilmek için gelecek yıl başına Noel Baba’dan IOTA’nın yükselmesini isterler artık.

Demem odur ki, kâr ettikten sonra çıkmanız gereken noktayı iyi hesaplayın. Ünlü bir Türk büyüğünün de dediği gibi, realize edilmemiş kâr, kâr değildir. Eğer herkes Şirinleri görebilecek kadar uslu çocuklar olup kriptoparaları yatırım aracı değil de para birimi olarak görseydi bunların hiçbirisi başımıza gelmeyecekti. İşte bunlar hep açgözlülük.

Kriptopara falan filan boş işler yani, öyle mi?

Hayır, öyle bir şey demiyorum. Muhtemelen ileride blokzincir fikrini pek çok teknolojik alet edavatta göreceğiz. Bunun dışında, günlük hayatta kriptopara da kullanırız muhtemelen. Peki bu kriptopara BTC mi olur?

Sanmıyorum. Devletler buna izin vermez. Zira kriptoparalar, inşa edilme şekillerine bağlı olarak, yarı-anonimlik ya da anonimlik sağlıyor. Sizce her şeyi kontrol etmeyi, e-postalarımızı okuyup, telefonlarımızı dinlemeyi seven devletler kontrol edemeyecekleri bir teknolojinin ülkeler çapında kullanılmasına izin verir mi? En iyi ihtimalle, eğer bu teknolojinin kullanışlı olduğuna kanaat getirirlerse, her devlet kendi kriptoparasını çıkartır. Burada BTC’nin kendi içerisindeki hız sorunlarına değinmedim bile. Yani mevcut kriptoparalardan birisi ileride günlük hayatta kullanılacak olsaydı bile bu, mevcut haliyle, BTC olmazdı.


Yazının ilk bölümünü şimdilik noktalayalım. Yazmak istediğim bir iki noktayı daha sonra toparlayıp yazının ikinci bölümünde yazacağım.


Son olarak, belirtme gereği duyuyorum. Matematikçiyim ancak finans sektörüyle profesyonel bir ilişkim yok, ki bunu yazdıklarımı ifade ediş şeklimden bile anlamışsınızdır belki. Buraya yazdığım şeyler tamamen kendi fikirlerim olup kimseye yatırım yapma ya da yapmama tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. USE AT YOUR OWN RISK.

 

Reklamlar

[S. 7] Taklitlerimden sakınınız.

Değerli takipçiler,

Bugün fark ettim ki, birileri “Can Numan” takma adını ve hakkımda bölümündeki John von Neumann fotoğrafının aynısını kullanarak bir Facebook hesabı açmış. Söz konusu hesap şu adreste: https://www.facebook.com/ingiliz.kemal.969?fref=jewel.

Görünüşe göre hesap geçtiğimiz Ağustos ayından beri aktifmiş. Hesabı açan kişinin  amacı nedir ve neden benimle aynı takma isimle ve avatarla bir hesap açmıştır bilemiyorum. Takipçi kitleme bu kişinin ben olmadığımı belirtme gereği duydum.

Düzenleme: Bir arkadaşım hesap sahibiyle Facebook üzerinden iletişim kurmuş. İsmi çok beğendiği için kullanmak istediğini söylemiş.

C.N.